|
MALATYA'NIN
TARİHİ
SELÇUKLULAR
DÖNEMİ:
11. yüzyılda Türkler akın akın Anadolu'ya yöneldiler.
Malazgirt zaferinden önce Malatya 1057 yılında Türklerin eline
geçti ise de Bizanslılar kenti geri aldılar. I. İsaakios
Comnenos (1057-1059) döneminde Türkler Malatya'yı ele geçirip
halkını tutsak ettiler. Kenti tekrar ele geçiren Konstantinos
Ducas (1059-1067), (1060-61) yıllarında Malatya'nın sur ve
hendeklerini yeniden yaptırdı. Ne var ki kent 1064 ve 1066'da
kısa süreli de olsa Türklerin eline geçmesine engel olamadı.
Ancak kuşatma için gerekli silahları olmayan Türkler, düzenli
Bizans ordularıyla başa çıkamayarak almış oldukları toprakları
bırakıp, geriye çekilrnek zorunda kalıyorlardı.
Bu sırada
Ortodoks Bizanslılarla Gragoryen ermenileri arasındaki
anlaşmazlık devam etmekteydi. Bizanslılar, 11. yüzyılın
başlarında Doğu Anadolu'yu istila ederek, buradaki Ermenileri
Fırat yöresine sürdürmüşlerdi. Aynı yüzyılda başlayan Türk
akınları yüzünden Ermeniler, güneybatıya doğru inip Malatya,
Maraş ve Urfa bölgesinde toplandılar. Ermeniler, kendilerine
zorla Ortodoksluğu kabul ettirmeye çalışan Bizanslılara
düşmandılar. Bu yüzden Anadolu'nun Türklere karşı
savunulmasında Bizanslılara yardımcı olamadılar. 1071 yılında
Bizans İmparatoru N. Romanos Diogenes (1068-1071),
Türkleri Anadolu'dan atmak için büyük bir sefer düzenledi.
Malazgirt’ te savaş alanını topluca terk eden Ermeniler,
Balkanlarda Bizans Ordusuna dahil edilmiş olan Uz ve Peçenek
Türkleri'nin AIparslan safına geçmesiyle Bizanslılar'ın büyük
bir bozguna uğramalarına sebep oldular.
Bu zaferle
Bizanslılar'ın son direnme güçlerini kıran Türkler, hızla
Anadolu içlerine akmaya başladılar. Kendi aralarında başlayan
saltanat kavgalarında Kutalmışoğlu Süleyman Şah kendilerine
vilayetler verilmediği için isyan eden şehzadeler ve başka
beyler de kendi boylarıyla Anadolu’da bir yurt tutmaya
çalışıyorlardı. 1072 yılında Alparslan'ın ölümü üzerine oğlu
Melikşah (1072-1092) tahta geçti. Ama amcası Kavurd onun
sultanlığını tanımadı. Kavurd'un başlattığı ayaklanmayı
bastıramayacağını anlayan Malikşah, bu sırada Anadolu'nun
fethiyle uğraşan Artuk Bey'i yardıma çağırdı.
Artuk
Bey, 1073 yılında Anadolu'dan Melikşah'a yardım etmek
amacıyla ayrıldı. Bu arada saltanat iddiasıyla Alparslan'a
karşı ayaklanmış olan Kutalmışoğulları'ndan Süleyman Şah ile
kardeşi Mansur, Konya'dan İznik'e kadar olan bölgeyi ele
geçirerek 1075 yılında merkezi İznik olmak üzere Anadolu
Selçuklu Devleti'ni kurarak bağımsızlığını ilan etti.
Akın akın
gelen Türk göçlerinin Batı ve Orta Anadolu'da toplanmalarından
yararlanan, Ermeniler, doğuda birtakım prenslikler kurdular.
Bizanslılar'ın Malatya-Antakya hattını Türklere karşı
korumakla görevlendirdikleri Ermeni komutanı Filaretos,
Malazgirt savaşından sonra kendi hesabına hareket etmeye
başladı. Frank komutanı Raimbaut ve askerleri ile
Toroslar'daki Ermeniler onun yönetimi altında birleştiler.
Böylece güçlenen Filaretos, 1074 yılında Bizans imparatoru 7.
Michael Ducas'ın Antakya valiliğine atadığı komutan İzak'ı
bozguna uğratmaya muvaffak oldu. Daha sonra Muş, Siirt
yörelerinde Bizanslılar'a bağlı kalan Ermeni Prensi Thomig ile
çatışmaya girişti. Bu savaşlar sırasında Raimbaut öldü ise de
Thomig'i saf dışı bırakmayı başardı. 1077 yılında
Urfa'yı Bizans valisi Leon'un elinden aldığı gibi, Malatya'da
yerleşen Ortodoks Ermeni Gabriel'i de kendisine bağladı.
Selçuklulardan çekinen Filaretos, karısını Bağdat'a göndererek
Melikşah'dan sağladığı bir fermanla Malatya'da hakimiyetini
perçinledi. Fırat boylarında ortaya çıkan Ermeni Vasag'ı da
1079'da öldürten Filaretos, ardından Antakya'daki Rumlar'ı
ortadan kaldırdı. Böylece; Malatya, Maraş, Antakya ve Urfa
yörelerini içine alan oldukça büyük bir prenslik kurdu. Bu
sırada Anadolu Selçukluları güçlenmiş, sınırlarını
genişletmeye başlamışlardı. Bu durumdan kaygı duyan Filaretos,
Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah ile kurmuş olduğu dostluğu
devam etmekteydi. Süleyman Şah da, bu dostluğa karşı 1082
yılında doğu seferine çıkarak Kilikya yöresini kendisine
bağladı. 1085 yılında Antakya seferine çıktığında
Danişmendli Beyi Melik Danişmend Gazi, Malatya üzerine yürüdü,
ama kenti alamadı. Filaretos, Melikşah'ın desteğini almak
umuduyla Rey'e gitti. Bu gidişten bir sonuç elde edemedi ve
kısa bir süre sonra Maraş'ta öldü.
Süleyman
Şah'ın 5 Haziran 1086 yılında Büyük Selçuklu Sultanı
Melikşah'ın komutanlarından Tutuş tarafından öldürülmesi
üzerine oğulları Kılıç Arslan ve Kulan Arslan'ın esir
edilmeleri Anadolu Selçukluları'nı büyük bir sarsıntıya
uğrattı. Süleyman Şah bu sefere çıkarken yerine
komutanlarından Ebu'l Kasım'ı bırakmıştı. Bu suretle devletin
çökmesini engelledi.
1092
yılında Melikşah'ın ölümü üzerine İran'dan kaçan I. Kılıç
Arslan İznik'e döndü. Onun yönetiminde Anadolu Selçukluları
tekrar kısa sürede toparlandılar. Melik Danişmend Gazi ise
Malatya'yı ele geçirmek için plan yapıyordu. I. Kılıç
Arslan'ın kardeşi Kulan Arslan (Davud) Malatya'yı kuşattığında
Melik Danişmend Gazi'nin de şehirde gözü olmasından dolayı
oraya girerek Anadolu Selçukluları ile Ermeni Gabriel'i
uzlaştırdı. Danişmendliler, Malatya üzerine saldırmak için
uygun bir ortam beklerken, 1. Kılıç Arslan 1095 yılında
Malatya'yı kuşattı. Anadolu Selçukluları Malatya'yı
Danişmendlilerden önce ele geçirmek için kuşatmayı
yoğunlaştırdılar. Şehrin Ermeni ve Süryani halkı teslim olma
yanlısı idi. 1. Kılıç Arslan, bazı ayrıcalıklar
tanıyacaklarına söz vererek Süryani patriğinin desteğini aldı
ise de Gabriel onu öldürttü. Bunun üzerine, Anadolu
Selçukluları kenti savaşla almaya karar verdiler. Bu sırada,
1. Haçlı seferinin başlaması 1. Kılıç Arslan'ın kuşatmadan
vazgeçmesine sebep oldu.
1. Haçlı
seferi sarsıntısı geçtikten sonra, Anadolu Selçukluları ve
Danişmendliler toparlandılar. I. Kılıç Arslan Bizanslılar'la
uğraşırken, Melik Danişmend Gazi 1098 yılında Malatya üzerine
yürüdü, şehir surlarının kuvvetli olması nedeniyle kuşatma
uzun sürdü. Danişmendliler şehrin çevre ile bağlantısını
keserek, üç yıl beklediler. Muhasaraya yaz aylarında devam
edip, kışları tekrar Sivas'a dönüyorlardı. Uzun müddet
dayanamayacığını anlayan Gabriel, Antakya Prensi Bohemond'a
elçiler göndererek bir anlaşma sonunda, şehri ve güzelliği ile
meşhur olan kızı Morfia'yı kendisine vermeyi teklif etti.
Bunun üzerine Haçlılar hemen harekete geçtiler. Önce bunları
sevinçle karşılayan Malatya'daki Ermeni Halk, Haçlılar'ın
yaptıkları yağma ve zulümler yüzünden, Danişmendlilerden yana
olmaya başladı. Melik Danişmed Gazi, Ermenilerin yardımı ile
Haçlılar'ı Malatya önlerinde pusuya düşürerek bozguna uğrattı.
Başta ünlü Haçlı Kontu Bhomod ve Richard gibi frank
komutanları esir alındı (1100)
Niksar'da
hapsedilen tutsakları kurtarmak için Avrupa'da yeni bir haçlı
seferi düzenlendi. Bunun üzerine, Danişmendliler Malatya'yı
kuşatmaktan vazgeçtiler. Gabriel de Urfa kontu Bautounin'i
Malatya'ya çağırarak himayesine girdi. 1101 yılında Anadolu'ya
gelen Haçlı ordularını Anadolu Selçuklu ve Danişmendli
kuvvetleri yok ettiler. Melik Danişmed Gazi, yeniden
Malatya'yı kuşattı. Şehir kuşatılınca büyük bir kıtlık
başladı. Gabriel ve Rumlar, Süryani ve Ermenilerden
şüphelendikleri için, onlara zulüm ederek ve mallarına el
koyarak bir çoğunu da öldürdüler.
Süryani
halk Malatya Metropoliti Barsabuni'yi Gabriel'e gönderip, onu
barışa yaklaştırmak istedi. Bunu kendisine karşı bir tertip
zanneden Gabriel Barsabuni ile birlikte birçok ileri gelenleri
öldürünce, askerler ve halk gazaba gelerek ihanete mecbur
oldular. Şehrin kapılarım Danişmendlilere açarak askerlerin
şehre girmesini sağladılar.
Melik
Danişment Gazi askerlerin şevkini arttırmak amacıyla, şehrin
zenginliklerinden kendilerine pay verileceğini söyledi. Şehir
alınınca ganimetler dağıtıldı. Bununla beraber kimseye
dokunmayarak, halkın evlerine ve işlerine dönmelerini sağladı.
Bundan başka ülkesinden buğday, öküz gibi zirai ihtiyaç
maddeleri getirterek halka dağıttırdı.
Zindanlarda bulunan insanları hürriyetine kavuşturdu. Gabriel
ve ailesi, onun zulmüne uğrayan yerli Hıristiyanlar tarafından
işkence ile öldürüldü. Malatya, Danişmend Gazi Ahmet zamanında
bir saadet ve bolluk ülkesi oldu. I. Kı1ıç Arslan tarafından
kuşatılan ancak, Haçlılar'ın İznik'i kuşatmaları haberi
üzerine bırakılan Malatya, artık Danişmend Gazi'nin
fethi ile (18 Eylül 1101) Türk beldesi olmuş, daha sonra
da Selçuklular ve Danişlmendliler idaresinde kalmıştır.
Anadolu
Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan, öteden beri almak istediği
Malatya'nın Danişmendlilerin eline geçmesini iyi karşılamadı.
Melik Danişmend Gazi, Niksar'da tutuklu Haçlı komutanlarını
fidye karşılığında serbest bırakınca, Anadolu Selçukluları ile
Danişmendliler'in arası açıldı. I. Kılıç Arslan 1103 yılında
Danişmendliler üzerine yürüdü. Maraş yöresindeki savaşta I.
Kılıç Arslan üstün geldi. Melik Danişmend Gazi'nin 1105
yılında ölümünden sonra Anadolu Selçukluları Malatya'yı
kuşattılar. Kenti elinde tutan Melik Danişmend Gazi'nin oğlu
Yağısıyan fazla dayanamayacağını anlayınca kenti Anadolu
Selçukluları'na teslim etti. Büyük Selçuklu Sultam Mehmet
Tapar (1105-1118), Anadolu Selçuklularının büyük ilerleyişini
kaygı ile izliyordu. Musul, iki devlet arasında savaş
çıkmasına sebep oldu. Büyük Selçuklu Sultam, Musul valiliğini
Çökermiş'in elinden alıp, Çavlı'ya vermişti. Çavlı, Çökermiş'i
öldürünce Musul halkı onun çocuk yaştaki oğlu Zengi'yi vali
yaptı. Çavlı Musu1'u kuşattığında kent halkı, Malatya'da
bulunan I. Kılıç Arslan'a haber göndererek yardım istedi. I.
Kılıç Arslan, Çavlı'yı Nusaybin'de yendi ve Musu1'a geldi.
Kentin valiliğine oğlu Şahinşah'ı, komutanlığına da Bozumuş
Bahadır'ı atadıktan sonra, yeni güçlerle Musul üzerine yürüyen
Çavlı'yı karşılamaya hazırlandı. Savaşta çavlı üstün geldi. I.
Kılıç Arslan da öldürüldü. (1107) Musu1'u alan çavlı, Selçuklu
şehzadesi Şahinşah'ı esir ederek İran'a götürdü. Bozurnuş
Bahadır, I. Kılıç Arslan'ın küçük oğlu Tuğrul Arslan'ı
Malatya'ya getirerek Sultan ilan etti. Konya ve yöresinin
yönetimini de Hasan bey üst1endi. 1110 yılında İran'dan
kaçan Şahinşah, Konya'ya gelerek tahta çıkıp Selçuklu 'ların
yeniden toparlanmasını sağladı.
1115
yılında, Büyük Selçuklu Sultanı Mehmet Tapar, Porsuk
komutasındaki bir orduyu Anadolu üzerine gönderdi. Artuklu
beyi Necmeddin İl Gazi ve Malatya Sultanı Tuğrul Arslan ve
Atabek'i Belek Porsuk'u yenerek geri çekilmeye zorladılar.
Bu arada
Anadolu Selçukluları arasında taht kavgaları başlamıştı.
Şahinşah'ın kardeşi Mesut, kayınbabası Danişmendli Emir Gazi
Gümüştekin'in yardımıyla 1116 yılında, Anadolu Selçuklu
tahtını ele geçirdi. Bu sırada, Artuklular ile Malatya
Selçukluları, Franklara karşı savaşıyorlardı. Bunu fırsat
bilen Mengücük beyi İshak (1118-1142) Malatya Sultanı Tuğrul
Arslan'a ait Harput havalisine 1118 yılında bir akın yaptı.
Bunun üzerine, 1119 yılında Tuğrul Arslan'ın Atabey'i olarak
bu bölgeyi idare eden Belek, Mengücüklü beyliği üzerine
yürüyerek Kemah bölgesini ele geçirdi. Trabzon Rum dükası
Konstantin Gabras'ın yardımını sağlayan Mengücük beyi İshak
geri döndüğünde, Tuğrul Arslan ve Atabeyi Belek, Danişmedli
Emir Gazi Gümüştekin ile onlara karşı bir ittifak yaptılar.
Gümüşhane'ye balı Şiran havalisinde (1120) yapılan savaşta
Konstantin Gabras ile Mengücük beyi İshak yenilerek esir
düştüler. Emir Gazi Gümüştekin esirleri, Tuğrul Arslan ve
Belek'e danışmadan serbest bıraktığından, Danişmendliler ile
Selçuklular'ın arası açıldı.
1122
yılında Artuklu Beyi Necmeddin İl Gazi öldü. Yerine oğlu
Hüsameddin Timurtaş geçti ise de ülkenin asıl yönetimi Malatya
Sultanı Tuğrul beyin Atabey'i Belek'in elinde idi. Belek'in
gücünden çekinen, Danişmedli Emir Gazi Gümüştekin, Malatya
Sultanı Tuğrul Arslan üzerine yürümeyi göze alamıyordu. Ancak,
Belek'in 1124 yılında ölümünden sonra, Danişmendli Emir Gazi
Gümüştekin Anadolu Selçuklu sultanı I. Mesud ile Malatya
üzerine yürüdü. Yöre bütünüyle işgal edildi ise de Malatya
teslim olmadı. Gümüştekin oğlu Muhammed'e kuşatmaya devam
etmesini söyleyerek geri döndü. Muhammed, Malatya yakınlarında
Samanköy 'e yerleşerek kenti altı ayın üzerinde kuşatma
altında tuttu. Malatya'da kıtlık baş göstermesi üzerine,
Tuğrul Arslan Haçlılardan yardım istedi. Bu sırada Halep'i
almaya çalışan Haçlılar, yardımda geç kaldılar. Tuğrul Arslan
annesini de yanına alarak Minşar kalesine çekildi. Malatya'yı,
yöreye gelmiş olan Gümüştekin'e teslim etti. (1124)
Anadolu
Selçuklu Sultanı I. Mesud, kardeşi Tuğrul Arslan'ı böylece saf
dışı bıraktıktan sonra Malatya'yı Emir Gazi'ye terk etti.
Ancak,
Ankara, Kastamonu yörelerine hakim olan kardeşi Melik Arap,
babasına ait olan beldenin Danişmendliler'e verilmesine kızdı
ya da bunu bahane ederek topladığı kuvveti ile 1126 yılında I.
Mesud 'un üzerine yürüdü. Emir Gazi Gümüştekin, o sırada
Artuklular'la uğraştığından, Sultan I. Mesud yenildi. Bizans
Imparatoru II. Yuannis Komnenos'dan yardım alarak geri dönen
I. Mesud kayınbabası Emir Gazi Gümüştekin ile birleşip Melik
Arap üzerine yürüyerek onu yendiler. Böylece Anadolu Selçuklu
taht kavgaları sona ermiş oldu.
1134
yılında Danişmend Gazi Gümüştekin öldüğünde, tahta büyük oğlu
Melik Muhammed geçti ise de, kardeşleri Ayn Ud Devle ile Yağan
onun sultanlığını tanımadılar. Melik Muhammed 1135 yılında
Yağan'ı öldürttü, Ayn Ud Devle Malatya'ya kaçtı fakat burada
tutunamadı. Melik Muhammed, 1143 yılında öldüğünde, Zunnun,
Yunus ve İbrahim adlarındaki oğulları arasında taht kavgaları
çıktı. Bu kavgalara Melik Muhammed' in kardeşleri Yağıbasan
ile Ayn Ud Devle de karıştılar.
Daha önce
Malatya'dan ayrılmak zorunda kalan oğlu Ayn Ud Devle, Minsar
kalesi beyi Yunus ile birleşerek geri döndü. Kent halkı
kendisini hükümdar olarak tanıdı. I. Mesud ise Zunnun'u
destekliyordu. Sultan ı. Mesud, Yağıbasan'ı yendikten sonra
1143'te Malatya'yı kuşattı. Kuşatma, Bizanslılar'ın saldırıya
geçmesi üzerine kaldırıldı. 1144 yılında, şehri ikinci defa
kuşatan I. Mesud, Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos'un
saldırması üzerine kenti yine alamadı.
Ayn Ud
Devle 1152 yılında ölünce yerine çocuk yaştaki oğlu Zulkarneyn
geçti. Sivas'ta hüküm süren Yağıbasan, Zulkarneyn ile I.
Mesud'a karşı ittifak yaptılar. Selçuklular'ın Sivas'a
yürümesi üzerine, bağışlanması için ricada bulundu.
Yağıbasan'ı böylece saf dışı bırakan I.Mesud, Malatya üzerine
yürüdü, direnemeyeceğini anlayan Zulkarney, Selçuklu
egemenliğini tanıdı.
1155
yılında I. Mesud ölünce, yerine oğlu II. Kılıç Arslan geçti.
Sivas Emiri Yağıbasan, Kayseri Emiri Zunnun ile Malatya Emiri
Zulkarneyn, onun sultanlığını tanımadılar. Selçuklu tahtına,
Ankara-Çankırı emiri Şahinşah'ı geçirmek için ayaklanan
ittifak güçlerine yenilen II. Kılıç Arslan, yardım almak
umuduyla Bizanslılara sığındı (1162) Bizanslılardan aldığı
yardımla geri dönen II. Kılıç Arslan, Artuklu Kara Arslan,
Mardin Emiri Necmeddin Alp'i, Dilmaçoğlu beyi Fahrettin Devlet
Şah da ona katıldılar. II. Kılıç Arslan batıdan, öbürleri
doğudan saldırıya geçince, Yağıbasan kaçmak. zorunda kaldı.
(1163) II. Kılıç Arslan, bundan sonra Malatya'yı ele geçirmeye
çalıştı. Malatya Emiri Zulkarneyn (1162) de ölmüş, yerine oğlu
Melik Nesrettin Muhammed geçmişti. Ancak kardeşi Feridun onu
tahttan indirdi. Nasrettin Muhammed de II. Kılıç Arslan'a
sığındı.
Anadolu
Sulçukluları bu karışık ortamdan yararlanarak 1171 yılında
Malatya'yı kuşattılar. Fazla direnemeyeceğini anlayan Ferudun
kentten ayrılarak, II. Kılıç Arslan'ın rakibi atabey Nureddin
Mahmut'un yanına sığında. Nureddin Mahmud, Anadolu
Selçuklularına karşı savaşı hazırlandığından, 2. Kılıç Arslan
kuşatmadan vazgeçti. Malatya yöresinden 12.000 kişiyi sürgün
ederek Kayseri'ye döndü. Nureddin Mahmut 1174 yılında ölünce,
Anadolu Selçuklularının yanında bulunan Melik Nesreddin
Muhammed gizlice Malatya'ya girdi. Kardeşi Feridun'u
öldürdükten sonra kente hakim oldu. (15 Şubat 1175) Oteden
beri Malatya'yı almak isteyen Anadolu Selçukluları 1178
yılında kenti kuşatınca Nasriddin Muhammed Harput ‘a kaçtı ve
Malatya Anadolu Selçuklularının eline geçti.
II. Kılıç
Arslan (1186) yılında ülkesini, yaşlandığı için sağlığında
onbir oğlu arasında paylaştırdı. Malatya, Muizeddin
Kayserşah'ın payına düştü. Kısa bir süre sonra kardeşler
arasında taht kavgaları başladı. Sivas Emiri Kutbeddin
Melikşah, Konya'yı ele geçirip, kendisini veliaht ilan ettirdi
ve öbür kardeşlerini saf dışı bırakmaya çalıştı. Baskıdan
bıkan Malatya Emiri Muizeddin Kayserşah, 1191 yılında
Selahaddin Eyyubi'ye sığındı. Onun desteğini sağladıktan sonra
Malatya'ya dönebildi. Kutbeddin Melikşah bu defa Kayseri
Erniri Nureddin Sultanşah'ı safdışı etmeye karar vermiş, II.
Kılıç Arslan'ı da kendisine katılmaya zorlamıştı. Kayseri'nin
kuşatılması sırasında, Kutbeddin Melikşah'ın baskılarından
bıkan II.Kılıçaslan Nureddin Sultan Şah'ın yanına kaçtı. Bunun
üzerine Kutbeddin Melikşah geri dönerek Konya'da Sultanlığını
ilan etti. II. Kılıç Arslan, Nureddin Sultan Şah'ın saltanat
hırsı ile yaptığı baskılar yüzünden, Uluborlu Emiri Gıyaseddin
Keyhüsrev'in yanına gitti. Onu kendisine veliaht yaparak
Konya'yı ele geçirdi. II. Kılıç Arslan, 1192 yılında öldüğünde
yerine I. Gıyaseddin Keyhüsrev geçti. Ancak, 1196 yılında
Konya'yı alan Tokat Emiri Süleyman Şah, Anadolu tahtına çıktı,
I. Gıyaseddin Keyhüsrev de Bizanslılardan yardım almak üzere
İstanbul'a gitti. II. Süleyman Şah, ülkede birliği sağlamaya
çalıştı. 1200 yılında Malatya'yı ele geçirdi. Malatya Emiri
Muizeddin Kayserşah, Eyyubilere sığınmak zorunda kaldı.
1205
yılında, II. Süleymanşah öldüğünde yerine çocuk yaştaki oğlu
III. İzzettin Kılıç Arslan geçti. 1196 yılında tahtı II.
Süleymanşah'a kaptıran 1. Gıyaseddin Keyhüsrev geri dönerek
Konya'yı aldı ve Sultanlığını ilan etti. Oğullarından İzzettin
Keykavus'u Malatya'ya Alaaddin Keykubat'ı Tokat'a, Celaleddin
Keyferudun'u Koyulhisar'a Emir olarak atadı.
Gıyaseddin'in 1211 yılında ölümünden sonra yerine büyük oğlu
Malatya emiri İzzettin Keykavus geçti. Kardeşi Alaaddin
Keykubad onun Sultanlığını tanımayarak, ayaklandı, sonuçta
yenildi. Malatya civarında bulunan Masara (Minşar) ve bilahare
de Kezirpert kalesine hapsedildi. I. İzzettin Keykavus'un 1220
yılında ölümünden sonra yerine, I. Alaaddin Keykubat
geçirildi. Keykubad, Malatya şehir surlarını onartarak, kentin
savunma gücünü arttırdı. Şehri imar eden Keykubad'ın en önemli
eserlerinden biri de 1224 yılında yapılan ve Anadolu Büyük
Selçuklu Mimari geleneğini temsil eden tek eser Malatya Ulu
Camii (Eski Malatya-Battalgazi) dir.
Keykubad,
Fırat boylarında 1226 yılında yeni fetihlere girişti.
Adıyaman, Kahta ve Çemişgezek kaleleri sultana tabi olmuştur.
Kış yaklaştığında, Malatya'dan ayrılarak Antalya'ya hareket
etmiştir. Alaaddin Keykubat yerine İzzettin Kılıç Arslan'ın
geçmesini istiyordu. Ancak, 1237 yılında öldüğünde, dönemin
veziri Sadettin Köpek, hile ile II.Gıyaseddin Keyhüsrev'i başa
geçirdi.
Anadolu
Selçuklularının hizmetinde bulunan Harzemşahlı beyler, bu
durumu kabullenemediler. II. Gıyaseddin, Harzem beylerinin ve
askerlerinin başında bulunan Kayırhan'ı hapsettirdi.
Kayırhan'ın hapiste ölümü üzerine Harzernşahlılar, batı ve
orta Anadoluyu terk ederek, Malatya'ya doğru hareket ettiler.
Masara veya Arapgir yolundan Fırat Nehrini geçtiler, yol
üzerinde bulunan bütün vilayetleri yağma ettiler.
Bu durumda
telaşa düşen II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Kemalettin Kamyar'ı
merkez ordusunun komutanlığına tayin edip, Harzemleri geri
döndürmek maksadıyla gönderdi. Kemalettin Kamyar Malatya'ya
geldiğinde vilayetin subaşısı olan Seyf Üd Devle Er Tokuş'u
onları takiben Harput'a yolladı. O da Harput Subaşısı
Seyfettin Bayram ile birlikte Harzemlilerin de anlaşmaya
yanaşmamaları sonucu savaş başladı. Onlar Seyfeddin Bayram'ı
bazı askerleri ile öldürdüler, Seyf Üd Devle Er Tokuş'u da
esir ettiler. Yöre büyük zararlar gördü. Moğol istilasının
yaklaştığı sırada Harzemşahları kaybetmek, devletin direnme
gücünü büyük ölçüde azalttı. 1240 yılında Baba İshak'ın emri
üzerine Türkmenler, sığır, koyun ve diğer mallarını satıp
silah satın aldılar; cihad ilanı Türk kabile ve obaları
arasında yayılınca, Türkmenler her köşeden karıncalar gibi
İsyan'a başladılar, kısa sürede bu isyan büyüyüp genişledi. .
Malatya Subaşısı
Muzaffereddin Alişir, ayaklanmayı bastırmaya çalıştıysa da
büyük kayıplar vererek bozguna uğradı. Malatya'ya dönen
Muzaffereddin Alişir, yeniden asker toplayarak ayaklananların
üzerlerine yürüdü, fakat yenilerek geri çekilmek zorunda
kaldı. Devlet bu ayaklanmayı güçlükle önleyebildi.
Selçukluların bu durumunu gören Moğollar, kararsızlarından
sıyrılıp, Anadoluya saldırıya geçtiler. 1243 yılındaki Kösedağ
Savaşında Selçuklular yenilgiye uğrayınca, Sultan II.Gıyaseddin
Keyhüsrev, Tokat'a kaçtı. Kösedağ bozgunu üzerine, Malatya
subaşısı Reşideddin, yanına adamlarını ve değerli eşyalarını
alarak Malatya'yı terk etti. Yöneticisiz kalan Malatya'da
Müslüman ve Hiristiyan halk, anlaşıp kent surlarına ve
kapılarına muhafızlar görevlendirerek Malatya 'yı dış
saldırılardan korudular. Ancak, Moğol isti1ası ürünlerin
toplanmasına engel olmakta idi. Moğollarla anlaşma yapıldı ve
kentin subaşısı Reşideddin geri döndü. Bu sırada Yasavur Noyan
komutasındaki bir Moğol ordusu, Halep'ten sonra Malatya
önlerine geldi.
Moğollar
surların dışında kalan halkı öldürüp, ürünleri yaktılar.
Subaşı Reşideddin, kent halkından 40.000 Altın toplayarak
Moğollar'a verdi ve onların Azerbaycan'a dönmelerini sağladı.
Moğolların ayaklanmasından sonra Malatya'da kıtlıkla birlikte
veba salgını baş gösterdi.
1256
yılında Baycu Noyan, Anadolu seferine çıktı. II. İzzettin
Keykavus'un Bizanslılara sığınması üzerine, 4. Kılıç Arslan
Anadolu Selçuklu tahtında rakipsiz kaldı. 1257 yılında Baycu
Noyan'ın Azerbeycan'a gitmesinden sonra geri dönen II.
İzzettin Keykavus tahtı ele geçirdi. II. İzzettin Keykavus,
Şerafettin Ahmed'i Malatya'ya gönderdi. Moğollara yenilmesi
üzerine yerine, cüssesi küçük zekası ve cesareti yüksek Ali
Bahadır'ı Malatya'ya gönderdi. Büyük bir kıtlık geçiren ve
buğdayın bir yükü 120 dirheme satılan Malatya'da halk Ali
Bahadır'ı iyi karşılayarak, Sultan İzettin'in hakimiyetini
kabul ettiler. Onun otoritesi ile yollar açıldı ve kıtlığa son
verildi. Ancak, Baycu Noyan, Malatya üzerine yürüyünce, Ali
Bahadır Kahta'ya kaçtı. Baycu Malatyalılara Kılıç Arslan'ın
saltanatını tanımaları için yemin ettirdi ve şehrin
altınlarını toplayarak, Bağdat muharasına giderken, Kılıç
Arslan'ın emirlerinden Fahrettin Ayaz'ı Malatya valiliğine
tayin etti. Baycu, 1258 yılında Anadolu'dan ayrılınca, Ali
Bahadır Malatya önlerine geldi. Ettikleri yemine bağlı kalan
Malatya halkı, Moğol istilasından da korktuğu için kentin
kapılarını kapalı tuttular. Ancak, baş gösteren açlık yüzünden
açmak zorunda kaldılar.
Ali
Bahadır, Kılıç Arslan yanlısı Fahrettin Ayaz ile iğdiş başı
Muin'i öldürttü. Ali Bahadır Moğollar'ın ilerlediğini
öğrenince Malatya'yı terk edip, Sultan İzzettin'in yanına
döndü.
Ülke
karışıklıklar içinde bunalmıştı. Moğol baskısı giderek
artıyor, Anadolu'daki Türkmen boyları da fırsat buldukça
ayaklanıyorlardı. İlhanlı hanı, Ocayto, Anadolu üzerindeki
İlhanlı egemenliğinin çökmekte olduğunu görünce 1314 yılında
Emir Çoban'ı Naib tayin eylemişti. Olcayto için Haraç toplayan
Mardu ve Cemaleddin, Malatya halkına sürekli baskı
uyguladılar. Tecavüze uğrayan Malatya 'lılar bu mülkün 170
yıldan beri kendilerine ait olduğunu, Selçuklu sultanlarının
verdiği beratların ellerinde bulunduğunu söyleyerek acı acı
yakınıyorlardı.
Halep
Memlük Emiri Seyfettin Tengiz, ordu ile Malatya'ya varınca
Cemalettin Hızır, kentin ileri gelenleri ile birlikte onu
karşıladı ve bağışlanmaları dileğinde bulundular. Seyfettin
Tengiz tarafından affedilen Malatya halkı askerlerin şehri
yağmalamalarına müsaade etmemek için kapıya bırakılan
muhafızları dinlemeyerek şehre girdiler.
Selçuklular devrinde Malatya, sanayi ve ticareti ileri, zengin
bir şehirdi. Burada kumaş dokuyan tezgah miktarı 12.000 ile
19.000 arasındaydı. İşte Memlük askerleri bu zengin şehri
yağmalamaya başladılar. Müslüman Hiristiyan farkı
gözetmeksizin kıymetli eşyalarını alarak esir ettiler. Bununla
beraber dönüşte müslüman esirleri serbest bıraktılar.
Memlükler kentten ayrıldıktan sonra Emir Çoban, Malatya'ya
gelip düzeni sağladı. Yakılıp yıkılan yapıların onarılmasını
emretti. Malatya'nın müdafaası için de 2000 süvari bıraktıktan
sonra, 1315 te Tebriz'e dündü. 1318 tarihinden sonra da
Anadolu Selçuklu Devleti tarihe karıştı.
Yurt Ansiklopedisi 7. Cilt |