|
MALATYA'NIN
TARİHİ
OSMANLI
DÖNEMİ:
Malatya, 1515 yılından itibaren
Osmanlı yönetimi altında huzur içerisinde yaşadı. 1577 yılında
Suriye'de, Şam Diyade adlı Türkmen aşiretinden Şah İsmail
olduğunu iddia eden bir kişi ayaklandı. Malatya yöresindeki
Türkmenlerin de ona katılmasıyla sayıları 50.000'i aşan
asiler, Kırşehir yöresine kadar ilerlediler. Osmanlı Devleti
bu ayaklanmayı güçlükle bastırdı. 1582 yılından sonra İran'la
yapılan savaşlar Anadolu'da karışıklıkları daha da arttırdı.
Malatya ve Sivas yöresinde ayaklanan Kiziroğlu Mustafa,
adamlarıyla buraları haraca bağladı. Onun ölümünden sonra
adamları, Malatya'dan Niğde'ye kadar yayılarak ayaklanmalarını
sürdürdüler. 1582 yılında, İran'la yapılan anlaşma sonrasında
Anadolu askerlerinin büyük bölümü yurtlarına döndü. Osmanlı
Devleti bundan sonra Calalileri (asileri) cezalandırma yoluna
gitti. Malatya yöresindeki asilerin bir kısmı yakalanarak
cezalandırıldı. Geri kalanlar ise ayaklanmalarını sürdürdüler.
1596 yılında Kiziroğlu Mustafa'nın adamlarından Kelp İlyas
oğlu Ali, Malatya'da idi. Onun ve ünlü asilerden
Karayazıcı'nın merkezi yönetimle olan çatışmaları, Malatya
yöresine büyük zararlar verdi.
Sivas beylerbeyi Alacaatlı Ahmet Paşa, halka zulümkâr
davrandı. Emri altındaki askerler her yeri yağmaladılar.
Arapgir kadısı Taret Efendi'nin İstanbul'a gönderdiği 1603
tarihli mektuplar bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Bunlara
göre Malatyalı Zeynel Bey, Arapgir sancağının Alacaatlı Ahmet
Paşa tarafından kendisine verildiğini ileri sürerek, 600
askerle Arapgir'e gelmişti. Kasaba halkı bunları kabul
etmemiş, çıkan çatışmada asiler, halktan 200 kişiyi
öldürmüşlerdir. Bu sırada yine Alacaatlı Ahmet Paşan'nın
adamlarından Kayserili Bali Ağa, müfettişlik taslayarak
Arapgir'e geldi, Malatya'lı Zeynel Beyle birleşerek kasabayı
haraca bağladı. Arapgir'de 40 gün kalan asiler 300'den fazla
evi yıkıp, yakacak olarak kullandılar. Zeynel Bey'in
ayrılmasından sonra, Arapgir bu defa da Gerger'de oturan Başı
Büyük Hamza Bey ile Kethudasının saldırısına uğradı. Başıbüyük
oğlu Hamza bey, 700 zorba ile kasabayı basıp halktan 100
kişiyi öldürdü, Arapgir halkı evlerini bırakıp dağlara kaçmak
zorunda kaldı. Kasabada üç aydan fazla kalan Hamza Bey, her
yeri yağmalayarak yöre köylerinden topladığı 40.000 hayvanı
Gerger'e gönderdi. Dağlara kaçan halkın bir bölümünü de
yakalatarak soydu.
Bu dönemden sonra Malatya'da yer yer ayaklanmalar olduysa da
Osmanlı'ya bağlı olarak huzurlu bir yönetim oluşturulmuştur.
XIX. yüzyılın başlarında, Malatya kenti harap bir durumdaydı.
Yılın yaklaşık 4/3'ünü bağlarda geçiren halk, bu yörelerde
yerleşme eğilimindeydi. Kent de bu sebepten dolayı
gelişemiyordu. 1835 yılında Malatya'dan geçen J. Brand, kentin
sürekli eşkiya saldırısına uğradığını sıkça görülen salgın
hastalıklardan zarar gördüğünü belirtmektedir.
1838 yılında, Osmanlı ordusu komutanı Hafız Paşa, karargahını
Harput Mezra'dan Malatya'ya taşıyınca, Eski Malatya (Battalgazi)
tamamen terk edilmeye başlandı. Askerlerini barındıracağı ev
bulamayan Hafız Paşa, bağlara göçen halkın evlerine el koydu.
Ordu, 1838-1839 kışını Malatya'da geçirince kent halkı bağlara
sığınmak zorunda kaldı. Bağların bulunduğu Asbuzu yöresi
(bugünkü) Malatya olarak gelişmeye başladı. Ordu Nizip Savaşı
için Eski Malatya'dan aydıldıktan sonra, halk harap olmuş
evlerine dönmedi. Malatya'dan geçen İngiliz gezgin, W. F.
Ainsworth, askerlerin ayrıldığı kentte, yıkık 500 ev
bulunduğunu yazmaktadır. Charles Texier de, kervansarayların
ıssız, evlerin perişan olduğunu belirttikten sonra Eski
Malatya'nın yakında kent olmaktan çıkacağını belirtmektedir.
Yeni Malatya'nın kurulduğu Asbuzu yöresi, sulu bahçeler ve
bağlardan oluşmaktadır. Ayrıca bağ ve çevrelerinde ufak
yerleşim yerleri de bulunmaktaydı. Zamanla dış mahalleler
Asbuzu ile birleşti. Malatya XIX. yüzyıl boyunca küçük bir
kent olarak kalmış, asıl gelişmesi Cumhuriyet döneminde
olmuştur.
1521 yılında Maraş (Dulkadiriye) eyaleti kurulduğunda Malatya
bu eyalete bağlı bir sancaktı. Ayn-ı Ali Efendi'nin Kavanın-i
Al-i Osman risalesine göre, 1609 yılında Maraş eyaleti
sancakları arasında Malatya da bulunmakta idi. Bu durum uzun
süre değişmemiştir. Başbakanlık Arşivi, Maliyeden müdevver
9.590 nolu deftere göre, 1777-1787 yıllarında Malatya Rakka
(Suriye Şehri) eyaletine bağlıydı. Bu tarihte Malatya
Sancağının kazaları şunlardı: Kahta, Taşabad, Şuuremaa Bucak,
Gerger, Besni, Maşra, Hısınmansur, Samsat, Dostibirke, bu
dönemde Arapgir, Sivas eyaletine bağlı bir sancaktı. Darende
ise Sivas eyaletine bağlı, Divriği sancağının kazası idi.
Malatya'da 1518-1530-1560 yıllarında üç defa sayım
yapılmıştır. 1530 yılında kent nüfusu 7300 kadardı. 1560
yılında ise 8700'ü bulmuştur. XVI. Yüzyıl ortalarında
Malatya'da 32 mahalle vardı.
Malatya
yöresi, Osmanlılar'ın klasik döneminde, Maraş eyaletine bağlı
bir Liva (Sancak) idi. 1831 yılındaki idari değişiklikle,
Malatya Liva'sı, Maraş Merkez Liva, Samsat ve Gerger
Liva'larıyla birlikte Maraş eyaleti sınırları içinde yer
almakta idi. .
1847
yılındaki idari ,bölünmede Malatya Livasının bu defa Harput
eyaletine bağlandığı görülmektedir. Malatya'nın yanı sıra,
Harput eyaletinin diğer Livaları Merkez Liva, Arapgir ve
Besni'dir.
1867
yılındaki vilayet nizamnamesi ile, Malatya Liva olmaktan
çıkıyor ve kaza'ya dönüşüyordu. Bu dönemde Malatya kazası,
Diyarbakır vilayetinin Mamuret-ül Aziz sancağına bağlı kazası
idi.
1877
yılındaki Devlet Salnamesi, Malatya'mın, Diyarbakır vilayetine
bağlı bir sancak olduğunu kaydetmektedir. Bu dönemde, Malatya
sancağımın kazaları, sırasıyla, Akçadağ, Besni, Hısınmansur ve
Kahta idi. Arapgir kazası ise Mumuretül Aziz'e bağlı idi.
1892 yılındaki Devlet
Salnamesi, Malatya sancağımın Diyarbakır vilayetinden
alınarak, Mamuret-ül Aziz vilayetine verildiğini
belirtmektedir. Bu dönemde, Malatya sancağının kazaları, 1877
yılındaki durumlarım muhafaza etmekte idi. Cuinet,
Malatya Sancağının 1891 yılında 5 kazası, 9 nahiyesi ve toplam
1240 köyü olduğunu yazmaktadır.
1918
yılında Malatya sancağı, 1892 yılındaki durumunu korudu. Bugün
Malatya'ya bağlı olan Darende kazası ise 1867 yılından sonra
Sivas Merkez Sancağı'na bağlıydı. Osmanlı dönemin'in sonunda
Müstakil Mutasarrıflık olan Malatya bu durumunu 1924 yılına
kadar sürdürmüştür.
1881-1893
yılları arasında Malatya Merkez Kazası'mn 133. 244 kişi nüfusu
vardı. Cuinet 1892 yılında Malatya sancağının toplam nüfusunun
216.280 olduğunu belirtmektedir.
Cumhuriyetle birlikte (20 Nisan 1924 Anayasası 89. maddesi ile
) il olan Malatya, yabancı işgaline uğramayan, nadir
kentlerinden biridir. Malatya Ali Galip olarak bilinen ve
Mustafa Kemal'in tutuklanmasını amaçlayan olayın dışında
önemli bir hadiseye şahit olmamıştır. Malatya, Mondoros
Mütarekesi döneminde, Karargahı Diyarbakır olan 13.
Kolordu'nun denetimi altında idi. Kolorduya bağlı 12. Süvari
ve Topçu alayının karargahları buradaydı. Yöre halkının siyasi
eğilimlerini aşiret ilişkileri belirliyordu. 1919 yılında
merkezi İstanbul'da olan Kürt Teali Cemiyetinin, Elazığ şubesi
aracılığıyla Malatya yöresinde de yoğun çatışmaları vardı. Bu
cemiyet 1919 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Malatya,
Mutasarrıfı Bedirhanlı Halil Rahmi Bey ve İngilizler 'in
Musul'daki siyaset temsilcisi Nowill'in yardım ve gayretleri
ile bir ayaklanma için yoğun çaba harcıyorlardı. Bu
çalışmaları, Harbiye ve Dahiliye nezaretlerine bildiren birlik
komutanları gerekli tedbirlerin alınmasını isteyerek ve
kendileri de üzerlerine düşen görevleri yaparak tehlikeyi
bertaraf etmişlerdir. |